Yunus's profileWELLCOME TO MY LIFE!PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

WELLCOME TO MY LIFE!

Yunus Kılınç

Occupation
Location
Interests

Windows Media Player

Custom HTML

There are no photo albums.

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! Gülümseme

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
October 01

Erkeğin kadından özrü...

Kadının erkege mesafesiyle uzar yol. Gidilen yolların bitmemesidir mesafe ve uzaklığın yakınlığıdır hep. Bir kadın olsam yürüyememek ve tutsaklık adına aynı tavrı takınır mıydım, aynı karakteri sergiler ya da aynı tastan aynı çorbayı içer miydim (tüm) kadınlar gibi bilmiyorum? Ama bildiğim bir şey varsa o da; kadının erkeğe olan güvensizliğinden, korkularından, tanınmamazlığından kaynaklanan mesafesinin Aşk'ı aşağılaması..Aşağılanmış aşkın yeni yetme evlatları, aç gözlü subayları, efkar görmüş, efkar yaşatmış, yalnız ve yalnızlık yaratacısı hödükleri olmuş biz Erkekler! Kaba ve kaygısız. Umursamaz tasallut kokuyor her yerimizden..

Evet evet Aşk'ın aşağılanmış karmaşasında bir erkek olarak yazıyorum şimdi dialektik ve simetrik uzaklığı. O uzaklık ki, Aşk'ı alt edendir. O uzaklık ki kadını koparandır hayatın en luzumi fıtratından. Kadınları, hem kendilerinden hem en güzel köşesine geçmeleri gerekirken uzağından uzağından baktıkları hayattan ayıran, mesafe yaratmış erkeklerin gözünden yazılmayacak bir yazı bu.

Bir özür yazısı kabul etsin bunu kadınlar ve uzak durdukça biz erkekleri nasıl da girdaba soktuklarını görsünler. Biz erkekler sizsiz bir hiçken, hiçliğin metaforunda sizle yaşadığımızı, sizi yaşadığımızı zannederek kandırıyoruz kendimizi de , geleceğimizi de! Bize de acıyın kendinize acıdığınız kadar. Güzel kadınlar; tutun ellerimizden. Gitmeyin..

Belki doğru, belki biz uzaklaştırdık sizleri kendimizden. Kötü davrandık. Doğamız gereği zannıyla kaba olduk. Maço addedildik zaten. Küfrettik. Dövdük, tükürdük..Cinsel istismarın en su götürmezlerinden bulaştırdık size. Bedenimizin kudurmuşluğunu ruhunuzun açlığına yakıştırdık. Ruhlarınızla bilenmeyi beklerken siz, ağır ve çürümüş bedenlerimizle gelip oturduk çiçek büyüten güzelliğinize. Kendimiz gibi çirkinleşmenize neden olduk uzaklaştırarak güneş kadar büyük ve parlak gözlerinizi geleceğimizden. Fabrika kapılarınde bekleyen işçi addektik sizi. Doğurgan neslin daimi temsilcileri oldunuz özensiz etiketlerimizle. Alnınıza düşen perçemlerden, saçlarınızın buram buram yalnızlık kokan tellerinden nur topu gibi oğlan çocuklar, yaz güzeli kız çocukları büyüttük. Ve hep doğurgan karmaşının buyurgan sarmalında uzaklaştınız bizden. Ruhsuzluğumuza verip, bu halimizle sevmeye çalıştınız bizi. Ama aslında daha fazlasıyız. Çok daha fazlası. Sizi siz kılacak, bizden bilecek fazlalıklarımız var göründüğümüzden öte. Görünen YALNIZLIK bizde. Görünen gitmişliğiniz ve ruhlarınızla gelmeyişiniz. Ben sizin bedenlerinizi değil, ruhlarınızı da istiyorum. Ruhlarınızla yücelttiğiniz dünyanın en güzel varlığı, vücutlarınızı, gözlerinizi istiyorum.

Erkekler adına utanıyor ve daha fazla uzaklaşmanıza engel olmak için sizi AŞK'a davet ediyorum. Erkekleri himayenizde özgür kılmak adına. Bize bir şans daha verin. Uzaklaşmış siluetlerinizin, yaklaşan ruhlarıyla yeniden yaratalım dünyayı. Biz Adem olalım, siz Havva olun. Ya da biz Havva olalım isterseniz, siz Adem kalın. Konuşalım. Aşkı büyütelim yalnızlıklarımızda...

Erkekler ağlamaz...

Erkekler ağlamaz.
Erkekler korkmaz.
Erkekler karı gibi gülmez.

Derken ortalık dul kadından geçilmiyor. Zira zavallı
erkekler genç
yasta
Hakkın rahmetine kavuşuyorlar.
Siz hiç kapı komşusuna sabah kahvesine gidip karısını
çekiştiren erkek
gördünüz mü?
Fare görünce bağıran?
Bu ara sinirlerim zayıf deyip habire ağlayan?

Oysa onlar da kadınlarla aynı duygulara sahip olarak
geliyorlar dünyaya.
Lakin daha ilk gün ayaklarina mavi patik giydirmek
suretiyle
Ağır ol bakalım diyoruz.
Ne alákasi var mavi patikle? demeyin. Mavi soğuk ve
ciddi bir
renktir. Kime isterseniz sorun. Ve katiyen tesadüf
değildir o patiklerin rengi.
Düşünülmüş, taşınılmış, seçilmistir.
Ayağa giydirildiği anda kulağa şunlar fısıldanmış
demektir:
Sen erkeksin.
Erkek olmanın gerekleri vardır. Ömrünün sonuna kadar
bunları yerine
getirmekle yükümlüsün. Ömrünün süresi ise çatlama kat
sayına bağlı.
İçine ata ata ne kadar yaşayabilirsen artık. Bize sorarsan
pek uzun
süreceği kanaatinde değiliz.
Dikkat edeceğin husus, en dramatik hallerde bile mavi
patikli olduğunu
unutmamandır.

Misal,
Aşık oldun.
Sakin belli etme. Bırak karşındaki yansın tutuşsun. Sen
ağır ol.
Molla desinler yeter ki aşık demesinler.

Misal,
Sevgilinden ayrıldın.
Sakin ağlayıp sızlama. Yine bırak karşındaki yıkılıp
sürünsün.
Gözyaşı dediğin kadın kısmına yakışır.
Zaten senin gözyaşı bezlerin mavi patik operasyonuyla
alınmış bulunuyor.

Misal,
Eve hırsız girdi.
Karınla yataktasınız. Tıkııtı duydunuz ya da hırsızla
burun buruna geldiniz.
Kim boğuşacak adamla? Bak bakalım karının ayaklarına
Ne renk patikleri? Pembe. Ya hırsızınkiyle seninki? Mavi.
Kural,
Mavililer boğuşacak.
Pembeliler bağıracak.

Herkes görevini bilsin. Ta doğumhanede yapıldı bu iş
bölümü.

Misal,
Eşinle kavga ettin.
Ne yapacaksın? Hiç. İşine gidip hiçbir şey olmamış gibi
çalısacaksın.
Ay İsmail sinirim çok bozuk, benimki sabah sabah anneme
laf etti
diyemezsin.
Karın o esnada telefonun başında, bir sigara ve bir kahve
eşliğinde
arkadaslarına seni çekiştiriyor olabilir. Olsun. Onun
mazereti var,
patikleri pembe.

Misal,
Evde aniden bir böcek peydahlandı.
Kim gidecek üstüne? Tabii ki sen. Zira karının gitmesi
hiçbir ise yaramaz.
Böcek renk körü mü? Maviyle pembeyi ayıramaz mı?
Ve sorarım sana, hangi böcek pembeden korkar?
Tam tersine aşka gelip karının üzerine tırmanmaya bile
kalkışabilir.
Ama mavi... Bırrrrr.

Misal,
Savaşa gidilecek.
Kim gidecek? Tabii ki Mehmetçik.
Sen hiç Vatan sagolsun diye bağıran Ayşecik gördün mü?
Benim bildiğim Ayşecik kameranın karşısında
Size baba diyebilir miyim amca? diyordu ve
hatırladığım kadarıyla omuzunda
tüfek falan da yoktu.

Diyeceğim ;
Mavi patikli olmak zor zanaat.Erkekler ağlamaz...